ANKARA ANLAŞMASI VE KATMA PROTOKOL
Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin neredeyse 40 yıllık bir geçmişi vardır.
Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğunun 1958 yılında kurulmasından kısa bir süre
sonra Temmuz 1959'da Topluluğa tam üye olmak için başvurmuştur.
Tam üyelik koşulları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık
anlaşması imzalanması önerilmişti. Sözkonusu anlaşma 12 Eylül 1963 tarihinde
Ankara da imzalanmıştır.
Ankara Anlaşmasının önsözünde Türk halkının yaşam standardının yükseltilmesi
amacıyla Avrupa Ekonomik Topluluğunun sağlayacağı desteğin ilerdeki bir tarihte
Türkiye'nin Topluluğa katılmasına yardımcı olacağı belirtilmektedir. Bundan da
görüleceği üzere Ankara Anlaşması uyarınca kurulan Türkiye-AB ortaklık
ilişkisinin nihai hedefi Türkiye'nin Topluluğa tam üyeliğidir.
Ancak gerek Ankara Anlaşması gerek Katma Protokol öngörüldüğü şekilde
uygulanamamıştır. Bunun sorumluluğunu Türkiye ile Topluluk arasında
paylaştırmak gerekir.
Başlangıçta sadece ekonomik olan sorunlar, 12 Eylül döneminde ve Yunanistan ın
1980 de Topluluğa tam üye olmasıyla siyasi boyutlar da kazanmaya başlamıştır.
Topluluk-Türkiye ilişkileri dondurulmuş ve mali işbirliğine son verilmiştir.
Katma Protokolün ise sadece ticari hükümleri işlemeye devam etmiş, diğer bütün
hükümleri atıl kalmıştır.
GÜMRÜK BİRLİĞİ
Gümrük Birliğinin tamamlanmasıyla ülkemiz AB ülkeleriyle entegrasyon
istikametinde çok önemli bir merhale katetmiştir. En azından, Türk ekonomisi ve
sanayii gümrük birliğini tamamlayarak altından kalkılamayacak bir yük
üstlenmediğini ispatlamış, dolayısıyla tam üyeliğin gerektireceği
yükümlülükleri de zaman içinde üstlenebileceğini göstermiştir. Türkiye, AB ile
Gümrük Birliğine girebilmiş tek üçüncü ülkedir.
AVRUPA BİRLİĞİ NİN GENİŞLEME SÜRECİ VE TÜRKİYE
Avrupa Birliği 1993 Kopenhag Zirve Toplantısında aldığı kararlar uyarınca eski
Varşova Paktı ülkeleri olan Merkezi ve Doğu Avrupa ülkelerini kapsayan bir
genişleme süreci başlatmıştır. AB Komisyonunun genişlemeye ilişkin stratejisine
esas teşkil etmek üzere hazırladığı öneriler 16 Temmuz 1997 tarihinde Gündem
2000 başlıklı bir raporda açıklanmıştır ve Lüksemburg Zirve Toplantısından
beklentilerini aşağıdaki biçimde ortaya koymuştur:
-Türkiye nin AB'nin genişleme sürecine dahil olduğunun resmen ilanı.
-Türkiye nin uygun bir katılma öncesi stratejisi ile desteklenmesi.
-Türkiye nin Avrupa Daimi Konferansına diğer adaylarla eşit statüde katılması.
LÜKSEMBURG ZİRVESİ
12-13 Aralık 1997 tarihlerinde Lüksemburg'da yapılan Avrupa Birliği Zirvesinde
kabul edilen Sonuç Bildirisinin en önemli bölümü genişleme konusuna
ayrılmıştır.
- Türkiye nin tam üyeliğe ehliyeti bir kez daha teyid edilmiştir.
- Avrupa Birliği, Türkiye yi tam üyeliğe hazırlamak için bir strateji tesbitini
kararlaştırmıştır.
-Bunlara karşılık, Türkiye ile AB arası ndaki ilişkilerin güçlendirilmesinin
aynı zamanda ülkemizdeki siyasi ve ekonomik reformların sürmesine, Yunanistan
ile iyi ve istikrarlı ilişkilere sahip olunmasına ve Kıbrıs sorununa çözüm
bulunması amacıyla BM gözetimindeki müzakerelerin desteklenmesine bağlı olduğu
vurgulanmıştır.
CARDIFF VE VİYANA ZİRVELERİ
15-16 Haziran 1998 tarihinde gerçekleşen AB Cardiff Zirvesi sonunda yayınlanan
Başkanlık Sonuç Belgesinin genişleme ile ilgili bölümünde, Türkiye nin Avrupa
Birliği nin genişleme sürecindeki konumunu nisbi şekilde iyileştiren bir usluba
yer verildiği görülmüştür. Belgede, bu kere Türkiye nin üyelik için ehil olduğu
ifadesinden vazgeçildiği, bunun yerine zımni bir şekilde üyelik adayı
tanımlanmasının getirildiği gözlenmektedir.
KÖLN ZİRVESİ
Almanya da Ekim 1998 de işbaşına gelen Sosyal Demokrat-Yeşiller Koalisyonu nun,
Türkiye-AB ilişkileri konusunda bir önceki hükümete kıyasla daha olumlu ve
görüşlerimize müzahir bir yaklaşım benimsediği görülmüştür. Bu husus, Köln
Zirvesi öncesinde, İngiltere ve Avusturya Dönem Başkanlıkları sırasında
uygulanandan farklı olarak, Alman Dönem Başkanlığı ile daha yakın temaslar
kurulmasını sağlamıştır. Bununla birlikte, 3-4 Haziran 1999 tarihlerinde
Köln'de yapılan AB Hükümet ve Devlet Başkanları Zirvesinde Almanya tarafından
hazırlanan ve Türkiye nin beklentilerini karşılayabilecek nitelikteki taslak
metin, İngiltere ve Fransa nın desteğine rağmen, Yunanistan'ın ve diğer bazı
üye ülkelerin olumsuz tutumları neticesinde kabul edilmemiştir.
17 AĞUSTOS DEPREMİ ERTESİNDEKİ GELİŞMELER
a. Deprem Yardımları
İzmit depreminin ardından AB ülkelerinden münferiden ve Komisyon aracılığıyla
gelen yardımlar, ayrıca Yunanistan ın davranışı, Türkiye-AB ilişkilerinin de
yumuşamasına yol açmıştır. Fin Dışişleri Bakanı Halonen, Komiser Van der Broek
ile 27 Ağustos 1999 tarihinde Ankara'ya gelerek, yardımlar bakımından somut bir
gösteride bulunmuştur.
b. AB Komisyonunca açıklanan ikinci İlerleme Raporu Türkiye, bu raporda, bu kez
tam üyeliğe aday gösterilmiş ve Lüksemburg Zirvesinde diğer ülkeler için
yapılmış olduğu gibi, ülkemize de somut bir Katılma Ortaklığı Stratejisi
önerilmiştir.
c. AB Devlet ve Hükümet Başkanları Tampere Özel Zirvesi
Adalet ve içişleri konularının ele alındığı AB Devlet ve Hükümet Başkanlarının
Özel Zirve Toplantısı 15-16 Ekim 1999 tarihlerinde Finlandiya'da Tampere
kentinde yapılmıştır. Genişleme ve bu kapsamda Türkiye nin AB ne adaylığı,
konusu da gayrı resmi olarak ele alınmıştır.
AB HELSİNKİ DEVLET VE HÜKÜMET BAŞKANLARI ZİRVESİ
Türkiye, 10 - 11 Aralık 1999 tarihlerinde Helsinki de yapılan AB Devlet ve
Hükümet Başkanları Zirvesi nde oybirliği ile Avrupa Birliği ne aday ülke olarak
kabul ve ilan edilmiş, diğer aday ülkelerle eşit konumda olacağı açık ve kesin
bir dille ifade edilmiştir.
Helsinki Zirvesi kararlarına göre, Türkiye, diğer aday ülkeler gibi bir Katılım
Öncesi Stratejisinden yararlanacaktır. Böylece, Türkiye topluluk programları ve
ajansları ile, aday ülkeler ile Birlik arasında, katılım süreci
çerçevesindeyapılan toplantılara katılma imkanına sahip olacaktır.
HELSİNKİ ZİRVESİNDEN SONRA YAŞANAN GELİŞMELER
Türkiye nin AB ne adaylığının hukuki zeminini oluşturan Katılım Ortaklığı
Belgesi ve Çerçeve Yönetmelik in 2001 yılı başlarında AB Konseyince
onaylanmasının ardından ülkemiz AB Müktesebatının Üstlenilmesine ilişkin Ulusal
Programı 26 Mart 2001 tarihinde Komisyona tevdi etmiştir. AB ile ilişkilerimiz
bu tarihten itibaren sözkonusu belgelerde kayıtlı önceliklerimiz kapsamında
şekillenmeye başlamıştır.
2001 yılı içinde Ulusal Program da öngörülen önceliklerin gerçekleştirilmesi
için çalışmalar her alanda sürdürülmüştür. Siyasi kriterler alanında en önemli
gelişmelerden birini TBMM de Partiler arası Uzlaşma Komisyonu tarafından
Anayasamızda yapılması gerekli değişikliklerle ilgili olarak hazırlanan 37
maddelik bir Anayasa Değişiklik Paketi oluşturmaktadır. Temel hak ve
özgürlükler alanında yapılması öngörülen diğer anayasa değişiklikleri hakkında
yeni bir paket üzerindeki çalışmalar devam etmektedir.
Ekonomik alanda, son yaşanan ekonomik krizle mücadele etmek amacıyla birçok
reform gerçekleştirilmiştir. Bu reformlar Ulusal Programımızın bu alandaki
öncelileriyle de birebir örtüşmektedir
Öte yandan AB de, Türkiye nin Topluluk programlarına katılımı ve mali
işbirliğinin daha etkin ve düzenli işlemesi için gerekli olan Tek Çerçevenin
tamamlanmasına yönelik çalışmalarını 2001 yılı süresince sürdürmüştür. Sonuçta
ilgili kararlar 17 Aralık 2001 tarihinde Konsey tarafından onaylanmıştır. Bu
çerçevede, bundan böyle Türkiye-AB mali işbirliğinde PHARE prosedürleri
uygulanacaktır. Öte yandan Topluluk programlarına ilişkin Çerçeve Anlaşma nın
onaylanmasını takiben Türkiye 2002 yılından itibaren Topluluk programlarına
katılabilecektir.
LAEKEN ZİRVESİ
14-15 Aralık 2001 tarihlerinde Brüksel/Laeken de gerçekleştirilen AB Laeken
Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi Türkiye-AB ilişkileri açısından olumlu
geçmiş ve üyelik yolunda önemli kazanımlar sağlamıştır. Öte yandan AGSP
konusunda tarafımızdan atılan adımlar ile Kıbrıs konusundaki son gelişmeler
Türkiye-AB ilişkilerine olumlu yönde yansımıştır. AB nin geleceği konusunda
oluşturulan Konvansiyon’a diğer adaylarla eşit statüde katılımımız ise diğer
bir olumlu gelişmeyi oluşturmuştur.
AVRUPA NIN GELECEĞİNE İLİŞKİN KONVANSİYON
Genişleme süreci kapsamında AB nin gerçekleştirmesi gereken kurumsal reformları
ele almak üzere Şubat 2000 de oluşturulan Hükümetlerarası Konferans (HAK) ve
bunun bir sonucunu oluşturan Aralık 2000 tarihli Nice Zirvesi ile çalışmalar
önemli bir mesafe katetmiştir. Konvansiyon çalışmalarının Temel Haklar Şartı
nın statüsü, ulusalparlamentoların rolü, AB kurumları ve üye ülkeler arasındaki
yetki paylaşımı, AB Antlaşmalarının sadeleştirilmesi konuları üzerinde
yoğunlaşması öngörülmektedir.
Konvansiyon un statüsü Laeken Zirvesinde yayınlanan bir Bildiri ile
somutlaşmıştır. Aday ülkeler de üye ülkelerle aynı statüde Konvansiyon a
katılacak, bu çerçevede ülkemizden de biri hükümet temsilcisi, ikisi Parlamento
üyesi olmak üzere üç temsilci sözkonusu oluşumda yer alacaklardır.
Konvansiyon a paralel olarak, Avrupa’nın geleceği tartışmasına tüm Avrupa
vatandaşlarının katılmasının teminen geniş bir yelpaze içinde sivil toplum
örgütlerinin temsilcilerinden oluşacak bir forum teşkil edilmesi de
kararlaştırılmıştır.
TARAMA SÜRECİ
Ülkemizle ilgili bu yılki İlerleme Raporu Komisyon tarafından 13 Kasım 2001
tarihinde yayınlanmıştır. Raporun hazırlanma süreci içerisinde, Raporda, resmi
anlamda bir tarama sürecine (screening) geçilmesi yönünde bir öneride
bulunulmasına atfettiğimiz önem Komisyon yetkililerinin dikkatine değişik
vesilelerle getirilmiştir. Zira, tarama sürecine geçilmesine ilişkin bir karar
ancak Komisyonun önerisi üzerine, Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesinde
alınabilmektedir.
İlerleme Raporları, sadece son bir yıl içinde aday ülkelerde gerçekleşen
uygulamalar ile yapılması vaat edilen unsurların yerine getirilip
getirilmediğini değerlendirmektedir. Bu açıdan bakıldığında ülkemiz için
hazırlanan bu yılki Rapor öncekilere nazaran bu kere farklı bir kapsamda
olmuştur. Rapordaki tespitlere bu kere, ülkemizin AB ne katılım hazırlığının
irdelendiği bir şekil ve içerikte yer verilmiş ve bu yaklaşım çerçevesinde
diğer adaylar için yapıldığı gibi, Topluluğun tüm müktesebat alanlarını içeren
bir değerlendirme yapılmıştır.İlerleme Raporu ve Strateji Belgesi, geneli
itibariyle, yumuşak ve ülkemizdeki siyasi ve ekonomik reform çabaları teşvik
eder bir üslupla kaleme alınmıştır.
Komisyonun 2002 İlerleme Raporlarında, hangi aday ülkelerin üyeliğe kabul
edilebileceği konusunda somut tekliflerde bulunulabileceği ve azami 10 Aday
Ülkenin, 2002 sonu itibariyle üyelik için gereken kriterleri karşılayabilecek
durumda göründükleri belirtilmektedir. Türkiye için ise, üyelik konusunda somut
herhangi bir perspektife yer verilmemiştir.
TÜRKİYE – AB İLİŞKİLERİNDE 2001 BİLANÇOSU
Kuşkusuz 2000 yılındaki faaliyetler 2001 yılının somut gelişmelerle geçmesine
katkıda bulunmuştur. Bu yıl içindeki faaliyetler ve gelişmeler aşağıda
kronolojik olarak yer almaktadır.
· Komisyon diğer adaylara olduğu gibi Türkiye için de Katılım Ortaklığı
Belgesini yayınlamıştır (8 Mart).
· Hükümetimiz AB Müktesebatının Üstlenilmesine ilişkin Ulusal Programı kabul
etmiştir (19 Mart).
· Türkiye AB nin geleceğine ilişkin olarak Dışişleri Bakanları düzeyinde
gerçekleşen toplantılara davet edilmiş ve katılmıştır.
· Ülkemiz diğer adaylarla birlikte Göteborg Zirvesine (16 Haziran) katılmıştır.
· Ortaklık Konseyi (26 Haziran) artık olağan bir şekilde toplanmaya
başlamıştır.
· Müktesebat uyumu için faaliyet gösteren toplam 8 Alt-Komite iki tur
toplantılarını tamamlamıştır (Haziran 2000 – Temmuz 2001).
· Avrupa Parlamentosu çerçevesinde aday ülkelerin davetli olduğu Parlamento
Başkanları, Parlamento Genel Sekreterleri ve Dış İlişkiler Komisyon Başkanları
gibi toplantılara Türkiye de davet edilmiş ve katılmıştır.
· Anayasa reformunun ilk ve önemli bölümü gerçekleştirilmiştir.
· Ekonominin çeşitli alanlarında reformlar yapılmıştır.
· Müktesebata uyum faaliyetleri için AB Genel Sekreterliği eşgüdümünde ilgili
kuruluşlarımızın kapsamlı çalışmaları devam etmiştir.
· AB, yıllardan beri Türkiye nin faydalanabilmesi için arzulanan Topluluk
Programlarına katılmak için gerekli iç prosedürlerini tamamlamıştır.
· AB, mali işbirliğinin daha etkin ve düzenli işlemesi için gerekli olan iç
düzenlemeleri gerçekleştirmiştir. Artık Türkiye-AB mali işbirliğinde de, PHARE
prosedürleri uygulanacaktır.
· 2001 yılı MEDA yardımları bağlamında 167 milyon Euro tutarındaki AB hibesi
projelere bağlanmıştır.
· Hizmetler ve kamu alımlarının karşılıklı açılımına ilişkin 3. tur müzakereler
tamamlanmıştır.
· Komisyonun teknik faaliyetlerinin gerçekleştirildiği 12 teknik komiteye daha
gözlemci olarak katılmamıza imkan veren kararlar alınmıştır.
· Gümrük Birliği kapsamındaki faaliyetler düzenli ve kapsamlı olarak
sürdürülmüştür.
· Türkiye, diğer adaylarla birlikte, terör konularının ağırlıklı olarak ele
alındığı Gent Zirvesine katılmıştır
· Ülkemizle ilgili İlerleme Raporunun dördüncüsü ve Strateji Belgesi
yayınlanmıştır (13 Kasım).
· Laeken Zirvesinde (15 Aralık) ilk kez Türkiye ile üyelik müzakerelerinin
başlatılmasına yaklaşıldığı mesajı verilmiştir.
· Yine Laeken Zirvesinde Türkiye’nin diğer adaylarla eşit bir biçimde
Avrupa’nın geleceğine ilişkin Konvansiyon çalışmalarına katılması için karar
alınmıştır.
· Öte yandan, ülkemiz diğer adaylarla birlikte Laeken Zirvesine katılmıştır.
Netice itibariyle, 2001 yılı oldukça verimli bir şekilde sonuçlanmıştır.