AB ve Türkiye

TÜRKİYE - AB İLİŞKİLERİNİN TARİHÇESİ

» ANKARA ANLAŞMASI VE KATMA PROTOKOL
» GÜMRÜK BİRLİĞİ
» AVRUPA BİRLİĞİ NİN GENİŞLEME SÜRECİ VE TÜRKİYE
» LÜKSEMBURG ZİRVESİ
» CARDIFF VE VİYANA ZİRVELERİ
» KÖLN ZİRVESİ
» 17 AĞUSTOS DEPREMİ ERTESİNDEKİ GELİŞMELER
» AB HELSİNKİ DEVLET VE HÜKÜMET BAŞKANLARI ZİRVESİ
TÜRKİYE - AB İLİŞKİLERİNDE SON DURUM-OCAK 2002
»
HELSİNKİ ZİRVESİNDEN SONRA YAŞANAN GELİŞMELER
»
LAEKEN ZİRVESİ
»
AVRUPA NIN GELECEĞİNE İLİŞKİN KONVANSİYON
»
TARAMA SÜRECİ
»
TÜRKİYE - AB İLİŞKİLERİNDE 2001 BİLANÇOSU


ANKARA ANLAŞMASI VE KATMA PROTOKOL

Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin neredeyse 40 yıllık bir geçmişi vardır. Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğunun 1958 yılında kurulmasından kısa bir süre sonra Temmuz 1959'da Topluluğa tam üye olmak için başvurmuştur.

Tam üyelik koşulları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık anlaşması imzalanması önerilmişti. Sözkonusu anlaşma 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara da imzalanmıştır.

Ankara Anlaşmasının önsözünde Türk halkının yaşam standardının yükseltilmesi amacıyla Avrupa Ekonomik Topluluğunun sağlayacağı desteğin ilerdeki bir tarihte Türkiye'nin Topluluğa katılmasına yardımcı olacağı belirtilmektedir. Bundan da görüleceği üzere Ankara Anlaşması uyarınca kurulan Türkiye-AB ortaklık ilişkisinin nihai hedefi Türkiye'nin Topluluğa tam üyeliğidir.

Ancak gerek Ankara Anlaşması gerek Katma Protokol öngörüldüğü şekilde uygulanamamıştır. Bunun sorumluluğunu Türkiye ile Topluluk arasında paylaştırmak gerekir.
Başlangıçta sadece ekonomik olan sorunlar, 12 Eylül döneminde ve Yunanistan ın 1980 de Topluluğa tam üye olmasıyla siyasi boyutlar da kazanmaya başlamıştır. Topluluk-Türkiye ilişkileri dondurulmuş ve mali işbirliğine son verilmiştir. Katma Protokolün ise sadece ticari hükümleri işlemeye devam etmiş, diğer bütün hükümleri atıl kalmıştır.

GÜMRÜK BİRLİĞİ

Gümrük Birliğinin tamamlanmasıyla ülkemiz AB ülkeleriyle entegrasyon istikametinde çok önemli bir merhale katetmiştir. En azından, Türk ekonomisi ve sanayii gümrük birliğini tamamlayarak altından kalkılamayacak bir yük üstlenmediğini ispatlamış, dolayısıyla tam üyeliğin gerektireceği yükümlülükleri de zaman içinde üstlenebileceğini göstermiştir. Türkiye, AB ile Gümrük Birliğine girebilmiş tek üçüncü ülkedir.


AVRUPA BİRLİĞİ NİN GENİŞLEME SÜRECİ VE TÜRKİYE

Avrupa Birliği 1993 Kopenhag Zirve Toplantısında aldığı kararlar uyarınca eski Varşova Paktı ülkeleri olan Merkezi ve Doğu Avrupa ülkelerini kapsayan bir genişleme süreci başlatmıştır. AB Komisyonunun genişlemeye ilişkin stratejisine esas teşkil etmek üzere hazırladığı öneriler 16 Temmuz 1997 tarihinde Gündem 2000 başlıklı bir raporda açıklanmıştır ve Lüksemburg Zirve Toplantısından beklentilerini aşağıdaki biçimde ortaya koymuştur:

-Türkiye nin AB'nin genişleme sürecine dahil olduğunun resmen ilanı.

-Türkiye nin uygun bir katılma öncesi stratejisi ile desteklenmesi.

-Türkiye nin Avrupa Daimi Konferansına diğer adaylarla eşit statüde katılması.

LÜKSEMBURG ZİRVESİ

12-13 Aralık 1997 tarihlerinde Lüksemburg'da yapılan Avrupa Birliği Zirvesinde kabul edilen Sonuç Bildirisinin en önemli bölümü genişleme konusuna ayrılmıştır.

- Türkiye nin tam üyeliğe ehliyeti bir kez daha teyid edilmiştir.

- Avrupa Birliği, Türkiye yi tam üyeliğe hazırlamak için bir strateji tesbitini kararlaştırmıştır.

-Bunlara karşılık, Türkiye ile AB arası ndaki ilişkilerin güçlendirilmesinin aynı zamanda ülkemizdeki siyasi ve ekonomik reformların sürmesine, Yunanistan ile iyi ve istikrarlı ilişkilere sahip olunmasına ve Kıbrıs sorununa çözüm bulunması amacıyla BM gözetimindeki müzakerelerin desteklenmesine bağlı olduğu vurgulanmıştır.

CARDIFF VE VİYANA ZİRVELERİ

15-16 Haziran 1998 tarihinde gerçekleşen AB Cardiff Zirvesi sonunda yayınlanan Başkanlık Sonuç Belgesinin genişleme ile ilgili bölümünde, Türkiye nin Avrupa Birliği nin genişleme sürecindeki konumunu nisbi şekilde iyileştiren bir usluba yer verildiği görülmüştür. Belgede, bu kere Türkiye nin üyelik için ehil olduğu ifadesinden vazgeçildiği, bunun yerine zımni bir şekilde üyelik adayı tanımlanmasının getirildiği gözlenmektedir.

KÖLN ZİRVESİ

Almanya da Ekim 1998 de işbaşına gelen Sosyal Demokrat-Yeşiller Koalisyonu nun, Türkiye-AB ilişkileri konusunda bir önceki hükümete kıyasla daha olumlu ve görüşlerimize müzahir bir yaklaşım benimsediği görülmüştür. Bu husus, Köln Zirvesi öncesinde, İngiltere ve Avusturya Dönem Başkanlıkları sırasında uygulanandan farklı olarak, Alman Dönem Başkanlığı ile daha yakın temaslar kurulmasını sağlamıştır. Bununla birlikte, 3-4 Haziran 1999 tarihlerinde Köln'de yapılan AB Hükümet ve Devlet Başkanları Zirvesinde Almanya tarafından hazırlanan ve Türkiye nin beklentilerini karşılayabilecek nitelikteki taslak metin, İngiltere ve Fransa nın desteğine rağmen, Yunanistan'ın ve diğer bazı üye ülkelerin olumsuz tutumları neticesinde kabul edilmemiştir.


17 AĞUSTOS DEPREMİ ERTESİNDEKİ GELİŞMELER

a. Deprem Yardımları
İzmit depreminin ardından AB ülkelerinden münferiden ve Komisyon aracılığıyla gelen yardımlar, ayrıca Yunanistan ın davranışı, Türkiye-AB ilişkilerinin de yumuşamasına yol açmıştır. Fin Dışişleri Bakanı Halonen, Komiser Van der Broek ile 27 Ağustos 1999 tarihinde Ankara'ya gelerek, yardımlar bakımından somut bir gösteride bulunmuştur.

b. AB Komisyonunca açıklanan ikinci İlerleme Raporu Türkiye, bu raporda, bu kez tam üyeliğe aday gösterilmiş ve Lüksemburg Zirvesinde diğer ülkeler için yapılmış olduğu gibi, ülkemize de somut bir Katılma Ortaklığı Stratejisi önerilmiştir.

c. AB Devlet ve Hükümet Başkanları Tampere Özel Zirvesi

Adalet ve içişleri konularının ele alındığı AB Devlet ve Hükümet Başkanlarının Özel Zirve Toplantısı 15-16 Ekim 1999 tarihlerinde Finlandiya'da Tampere kentinde yapılmıştır. Genişleme ve bu kapsamda Türkiye nin AB ne adaylığı, konusu da gayrı resmi olarak ele alınmıştır.

AB HELSİNKİ DEVLET VE HÜKÜMET BAŞKANLARI ZİRVESİ

Türkiye, 10 - 11 Aralık 1999 tarihlerinde Helsinki de yapılan AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi nde oybirliği ile Avrupa Birliği ne aday ülke olarak kabul ve ilan edilmiş, diğer aday ülkelerle eşit konumda olacağı açık ve kesin bir dille ifade edilmiştir.

Helsinki Zirvesi kararlarına göre, Türkiye, diğer aday ülkeler gibi bir Katılım Öncesi Stratejisinden yararlanacaktır. Böylece, Türkiye topluluk programları ve ajansları ile, aday ülkeler ile Birlik arasında, katılım süreci çerçevesindeyapılan toplantılara katılma imkanına sahip olacaktır.


HELSİNKİ ZİRVESİNDEN SONRA YAŞANAN GELİŞMELER

Türkiye nin AB ne adaylığının hukuki zeminini oluşturan Katılım Ortaklığı Belgesi ve Çerçeve Yönetmelik in 2001 yılı başlarında AB Konseyince onaylanmasının ardından ülkemiz AB Müktesebatının Üstlenilmesine ilişkin Ulusal Programı 26 Mart 2001 tarihinde Komisyona tevdi etmiştir. AB ile ilişkilerimiz bu tarihten itibaren sözkonusu belgelerde kayıtlı önceliklerimiz kapsamında şekillenmeye başlamıştır.

2001 yılı içinde Ulusal Program da öngörülen önceliklerin gerçekleştirilmesi için çalışmalar her alanda sürdürülmüştür. Siyasi kriterler alanında en önemli gelişmelerden birini TBMM de Partiler arası Uzlaşma Komisyonu tarafından Anayasamızda yapılması gerekli değişikliklerle ilgili olarak hazırlanan 37 maddelik bir Anayasa Değişiklik Paketi oluşturmaktadır. Temel hak ve özgürlükler alanında yapılması öngörülen diğer anayasa değişiklikleri hakkında yeni bir paket üzerindeki çalışmalar devam etmektedir.

Ekonomik alanda, son yaşanan ekonomik krizle mücadele etmek amacıyla birçok reform gerçekleştirilmiştir. Bu reformlar Ulusal Programımızın bu alandaki öncelileriyle de birebir örtüşmektedir

Öte yandan AB de, Türkiye nin Topluluk programlarına katılımı ve mali işbirliğinin daha etkin ve düzenli işlemesi için gerekli olan Tek Çerçevenin tamamlanmasına yönelik çalışmalarını 2001 yılı süresince sürdürmüştür. Sonuçta ilgili kararlar 17 Aralık 2001 tarihinde Konsey tarafından onaylanmıştır. Bu çerçevede, bundan böyle Türkiye-AB mali işbirliğinde PHARE prosedürleri uygulanacaktır. Öte yandan Topluluk programlarına ilişkin Çerçeve Anlaşma nın onaylanmasını takiben Türkiye 2002 yılından itibaren Topluluk programlarına katılabilecektir.

LAEKEN ZİRVESİ

14-15 Aralık 2001 tarihlerinde Brüksel/Laeken de gerçekleştirilen AB Laeken Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi Türkiye-AB ilişkileri açısından olumlu geçmiş ve üyelik yolunda önemli kazanımlar sağlamıştır. Öte yandan AGSP konusunda tarafımızdan atılan adımlar ile Kıbrıs konusundaki son gelişmeler Türkiye-AB ilişkilerine olumlu yönde yansımıştır. AB nin geleceği konusunda oluşturulan Konvansiyon’a diğer adaylarla eşit statüde katılımımız ise diğer bir olumlu gelişmeyi oluşturmuştur.

AVRUPA NIN GELECEĞİNE İLİŞKİN KONVANSİYON

Genişleme süreci kapsamında AB nin gerçekleştirmesi gereken kurumsal reformları ele almak üzere Şubat 2000 de oluşturulan Hükümetlerarası Konferans (HAK) ve bunun bir sonucunu oluşturan Aralık 2000 tarihli Nice Zirvesi ile çalışmalar önemli bir mesafe katetmiştir. Konvansiyon çalışmalarının Temel Haklar Şartı nın statüsü, ulusalparlamentoların rolü, AB kurumları ve üye ülkeler arasındaki yetki paylaşımı, AB Antlaşmalarının sadeleştirilmesi konuları üzerinde yoğunlaşması öngörülmektedir.

Konvansiyon un statüsü Laeken Zirvesinde yayınlanan bir Bildiri ile somutlaşmıştır. Aday ülkeler de üye ülkelerle aynı statüde Konvansiyon a katılacak, bu çerçevede ülkemizden de biri hükümet temsilcisi, ikisi Parlamento üyesi olmak üzere üç temsilci sözkonusu oluşumda yer alacaklardır.

Konvansiyon a paralel olarak, Avrupa’nın geleceği tartışmasına tüm Avrupa vatandaşlarının katılmasının teminen geniş bir yelpaze içinde sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinden oluşacak bir forum teşkil edilmesi de kararlaştırılmıştır.


TARAMA SÜRECİ

Ülkemizle ilgili bu yılki İlerleme Raporu Komisyon tarafından 13 Kasım 2001 tarihinde yayınlanmıştır. Raporun hazırlanma süreci içerisinde, Raporda, resmi anlamda bir tarama sürecine (screening) geçilmesi yönünde bir öneride bulunulmasına atfettiğimiz önem Komisyon yetkililerinin dikkatine değişik vesilelerle getirilmiştir. Zira, tarama sürecine geçilmesine ilişkin bir karar ancak Komisyonun önerisi üzerine, Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesinde alınabilmektedir.

İlerleme Raporları, sadece son bir yıl içinde aday ülkelerde gerçekleşen uygulamalar ile yapılması vaat edilen unsurların yerine getirilip getirilmediğini değerlendirmektedir. Bu açıdan bakıldığında ülkemiz için hazırlanan bu yılki Rapor öncekilere nazaran bu kere farklı bir kapsamda olmuştur. Rapordaki tespitlere bu kere, ülkemizin AB ne katılım hazırlığının irdelendiği bir şekil ve içerikte yer verilmiş ve bu yaklaşım çerçevesinde diğer adaylar için yapıldığı gibi, Topluluğun tüm müktesebat alanlarını içeren bir değerlendirme yapılmıştır.İlerleme Raporu ve Strateji Belgesi, geneli itibariyle, yumuşak ve ülkemizdeki siyasi ve ekonomik reform çabaları teşvik eder bir üslupla kaleme alınmıştır.

Komisyonun 2002 İlerleme Raporlarında, hangi aday ülkelerin üyeliğe kabul edilebileceği konusunda somut tekliflerde bulunulabileceği ve azami 10 Aday Ülkenin, 2002 sonu itibariyle üyelik için gereken kriterleri karşılayabilecek durumda göründükleri belirtilmektedir. Türkiye için ise, üyelik konusunda somut herhangi bir perspektife yer verilmemiştir.


TÜRKİYE – AB İLİŞKİLERİNDE 2001 BİLANÇOSU

Kuşkusuz 2000 yılındaki faaliyetler 2001 yılının somut gelişmelerle geçmesine katkıda bulunmuştur. Bu yıl içindeki faaliyetler ve gelişmeler aşağıda kronolojik olarak yer almaktadır.

· Komisyon diğer adaylara olduğu gibi Türkiye için de Katılım Ortaklığı Belgesini yayınlamıştır (8 Mart).

· Hükümetimiz AB Müktesebatının Üstlenilmesine ilişkin Ulusal Programı kabul etmiştir (19 Mart).

· Türkiye AB nin geleceğine ilişkin olarak Dışişleri Bakanları düzeyinde gerçekleşen toplantılara davet edilmiş ve katılmıştır.

· Ülkemiz diğer adaylarla birlikte Göteborg Zirvesine (16 Haziran) katılmıştır.

· Ortaklık Konseyi (26 Haziran) artık olağan bir şekilde toplanmaya başlamıştır.

· Müktesebat uyumu için faaliyet gösteren toplam 8 Alt-Komite iki tur toplantılarını tamamlamıştır (Haziran 2000 – Temmuz 2001).

· Avrupa Parlamentosu çerçevesinde aday ülkelerin davetli olduğu Parlamento Başkanları, Parlamento Genel Sekreterleri ve Dış İlişkiler Komisyon Başkanları gibi toplantılara Türkiye de davet edilmiş ve katılmıştır.

· Anayasa reformunun ilk ve önemli bölümü gerçekleştirilmiştir.

· Ekonominin çeşitli alanlarında reformlar yapılmıştır.

· Müktesebata uyum faaliyetleri için AB Genel Sekreterliği eşgüdümünde ilgili kuruluşlarımızın kapsamlı çalışmaları devam etmiştir.

· AB, yıllardan beri Türkiye nin faydalanabilmesi için arzulanan Topluluk Programlarına katılmak için gerekli iç prosedürlerini tamamlamıştır.

· AB, mali işbirliğinin daha etkin ve düzenli işlemesi için gerekli olan iç düzenlemeleri gerçekleştirmiştir. Artık Türkiye-AB mali işbirliğinde de, PHARE prosedürleri uygulanacaktır.

· 2001 yılı MEDA yardımları bağlamında 167 milyon Euro tutarındaki AB hibesi projelere bağlanmıştır.

· Hizmetler ve kamu alımlarının karşılıklı açılımına ilişkin 3. tur müzakereler tamamlanmıştır.

· Komisyonun teknik faaliyetlerinin gerçekleştirildiği 12 teknik komiteye daha gözlemci olarak katılmamıza imkan veren kararlar alınmıştır.

· Gümrük Birliği kapsamındaki faaliyetler düzenli ve kapsamlı olarak sürdürülmüştür.

· Türkiye, diğer adaylarla birlikte, terör konularının ağırlıklı olarak ele alındığı Gent Zirvesine katılmıştır

· Ülkemizle ilgili İlerleme Raporunun dördüncüsü ve Strateji Belgesi yayınlanmıştır (13 Kasım).

· Laeken Zirvesinde (15 Aralık) ilk kez Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlatılmasına yaklaşıldığı mesajı verilmiştir.

· Yine Laeken Zirvesinde Türkiye’nin diğer adaylarla eşit bir biçimde Avrupa’nın geleceğine ilişkin Konvansiyon çalışmalarına katılması için karar alınmıştır.

· Öte yandan, ülkemiz diğer adaylarla birlikte Laeken Zirvesine katılmıştır.

Netice itibariyle, 2001 yılı oldukça verimli bir şekilde sonuçlanmıştır.  

AVRUPA BİLGİ MERKEZİ KONYA, Konya Sanayi Odası tarafından yürütülen ve kısmen Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilmekte olan bir girişimdir.
Bu döküman Avrupa Komisyonu ve diğer Avrupa kurumlarının resmi görüşlerini yansıtmak üzere hazırlanmamıştır.